Prof. Dr. Murat Emre

Türkiye Halk Sağlığı Derneği 51 Yıl Ödül Töreni 2019 / ONUR ÖDÜLÜ / Prof. Dr. MURAT EMRE / Alzheimer ve Parkinson konularında yaptığı bilimsel çalışmalara 3500 üzerinde atıf yapılması ve Beyin Araştırmaları Derneği, Türkiye Alzheimer Derneği ve Alzheimer Vakfı’nın Kurucu Başkanlığını yapmış olması ve halen Türkiye Alzheimer Derneği Onursal Başkanı olması nedeniyle değer görülmüştür.

Türkiye Halk Sağlığı Derneği 51 Yıl Ödül Töreni 2019

ONUR ÖDÜLÜ / Prof. Dr. MURAT EMRE

Alzheimer ve Parkinson konularında yaptığı bilimsel çalışmalara 3500 üzerinde atıf yapılması ve Beyin Araştırmaları Derneği, Türkiye Alzheimer Derneği ve Alzheimer Vakfı’nın Kurucu Başkanlığını yapmış olması ve halen Türkiye Alzheimer Derneği Onursal Başkanı olması nedeniyle değer görülmüştür.

Prof. Dr. Murat Emre 1956 yılında Konya’nın Ereğli ilçesinde doğmuştur. İlköğretimini Ereğli’de, orta öğrenimini Konya Maarif Koleji’nde ve Lise öğrenimini Ankara Fen Lisesi’nde tamamladıktan sonra 1980 yılında İstanbul Tıp Fakültesini birincilikle bitirmiştir. Bundan sonraki mesleki kariyerine yurtdışında devam eden Prof. Emre nöroloji uzmanlığı eğitimini Zürih Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastahanesi’nde almış bundan sonra İsviçre’de sırasıyla nörorehabilitasyon başasistanlığı ve klinik şefliği, araştırma görevlisi ve özel bir araştırma merkezinin “Sinir Sistemi Klinik Araştırmalar Bölümü” başkanlığı görevlerinde bulunmuş, ileri meslek eğitimi için İngiltere’de, Londra “Queen Square National Hospital for Nervous Diseases” hastahanesinde ve A.B.D. de, Boston Harvard Tıp Fakültesinde araştırıcı olarak çalışmıştır. 

1989 yılında Doçent, 1996 yılında Profesör titrini alan Dr. Emre aynı yıl Türkiye’ye dönmüş ve İstanbul Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı’nda “Davranış Nörolojisi ve Hareket Bozuklukları Birimini” kurmuş, bir süre Nöroloji Anabilim Dalı Başkanlığı görevini yürütmüştür. Beyin Araştırmaları Derneği, Türkiye Alzheimer Derneği ve Alzheimer Vakfı’nın Kurucu Başkanlığını yapan Prof. Emre halen Türkiye Alzheimer Derneği Onursal Başkanıdır.

Prof. Emre’nin ana araştırma alanları Parkinson Hastalığı ve Alzheimer Hastalığı’dır. Başlıca bu hastalıklar konusunda olmak üzere çok sayıda uluslararası yayını ve kitapları olan Prof. Emre’nin başında bulunduğu çokuluslu bir ekibin 2004 yılında tamamladığı bir çalışmayla ilk kez Parkinson Hastalığına bağlı bunamada etkin bir tedavi yöntemi 
tanımlanmış, gene kendisinin liderliğini yaptığı uluslararası bir grup 2007 yılında Parkinson Hastalığı bunamasının teşhis kriterlerini oluşturmuştur. 

Yaptığı bilimsel yayınlara dünya çapında 3500’ün üzerinde atıf yapılan Prof Emre, 2011 yılıında İstanbul Üniversitesi’nin tüm Fakülteleri arasında en çok atıf alan öğretim üyesi payesini almıştır. 

Prof. Dr. Murat EMRE tarafından Alzheimer Hastalığı hakkında verilen ayrıntılı bilgi:
En sık rastlanan nörodejeneratif hastalık olarak Alzheimer Hastalığı (AH), bakım açısından ailelere, maliyet açısından ise topluma getirdiği yük bakımından sağlıkta öncelikler listesinde en üst seviyelerdeki yerini koruyor. Bu nedenle üzerinde en çok çalışılan, Araştırma-Geliştirme alanında hakkında en çok yatırım ve araştırma yapılan hastalıklardan birisi olması hiç de şaşırtıcı değil. Bu araştırmalar, tedaviye olduğu kadar erken ve doğru tanıya da yönelik. 

Demans ya da “bunama”, birden fazla zihinsel işlev alanında (bu alanlar; dikkat, bellek, dil işlevleri, görsel-uzaysal ve yürütücü işlevler olarak tanımlanır) anlamlı derecede bir bozulma ve bu bozulmanın, kişinin günlük yaşam aktivitelerini anlamlı derecede etkileyecek kadar ağır olması şeklinde tanımlanır. Bu tanımlamadan da anlaşılacağı üzere demans, bir sendromdur. Tanımı itibariyle bir etyoloji içermez, bu sendromun altında birçok etyolojik sebep yatabilir. Olası etyolojilerin çokluk ve çeşitliliğine karşın demans sendromuna en sık olarak sebep olan hastalık, AH’dir. Diğer sebepler arasında Lewy cisimcikli demans ya da fronto-temporal demans (FTD) gibi göreceli olarak daha nadir nörodejeneratif hastalıklar ya da semptomatik demanslar (endokrin, metabolik, enfektif, immün kökenli veya tümorler gibi) sayılabilir. 

AH’nin klinik olarak en önemli özelliği, sinsi başlayıp yavaş ilerleyen bir unutkanlıktır. Unutkanlık toplumda çok yaygın ve non-spesifik bir şikayet olmakla beraber AH’ de görülen şekli, oldukça karakteristiktir: Hastalar olayları hiç olmamış gibi tamamıyla unutabilirler, yeni bilgileri kaydetmedikleri için sık sık aynı soruları sorarlar, cevapları daha önce hiç duymamış gibi davranırlar, aynı şeyi tekrar tekrar anlatırlar. Unutkanlık giderek ilerlerken diğer zihinsel alanlarda da aksamalar kendini gösterir. Dil alanında önce kelime bulma güçlükleri, bu yüzden konuşurken duraksama, zamanla kendini ifade etme ve giderek de söylenenleri anlama güçlüğü ortaya çıkar. 

Başlangıçtan itibaren yer ve zaman oryantasyonunda bozulma göze çarpabilir. Özellikle unutkanlık konusunda içgörü eksikliği sıkça görülür. Zamanla da planlayabilme, öngörebilme gibi işlevler bozulur. Zihinsel alanlardaki bu kayıplara kişilik değişiklikleri, içe çekilme ya da çabuk kızma, özellikle çalınma şeklinde hezeyanlar, daha nadir olarak halüsinasyonlar, uyku-uyanıklık ritmi bozuklukları gibi davranışsal belirtiler de eşlik eder. 

Hem zihinsel hem de davranışsal semptomlar, önce banka hesaplarını takip gibi daha kompleks, giderek yemek yapma, giysi seçimi, kişisel hijyen gibi daha basit günlük yaşam işlevlerinde bozulmaya neden olurlar. AH’nin tanısında ilk adım, hastada bir demans tablosunun olup olmadığının saptanmasıdır. Bu aşamada demansla karışabilecek depresyon, konfüzyon veya sistemik hastalıklara bağlı zihinsel bozukluklar ekarte edilmelidir. Bu amaca yönelik en güçlü tanısal yöntemler, hasta yakınından alınacak iyi bir anamnez ve hastanın tüm zihinsel alanlarını değerlendiren nöropsikolojik testlerdir. Demans tanısı konduktan sonra ikinci adım, demans tablosuna neden olan etyolojinin araştırılmasına yönelik incelemelerdir. 

Bu amaçla hastalığın başlangıç şekli ve seyri gibi klinik özelliklerin gözden geçirilmesi yanında her hastada beynin görüntülenmesi ve bazı laboratuvar tetkikler istenir. Laboratuvar incelemelerin iki amacı vardır: Bir yandan sistemik-metabolik-endokrin bozukluklara bağlı demans tablolarını ekarte etmek, diğer yandan daha önce saptanmamış komorbid hastalık ya da bozuklukları saptamak. Demans tanısı konan her hastada tanı aşamasında beynin görüntülenmesi de önerilir. Yapılabiliyorsa öncelik, kranyal MR’a verilmeli, bu mümkün değilse beynin BT’si çekilmelidir. Görüntülemede özellikle koroner kesitlerde hipokampus ve medyal temporal lobun atrofisinin saptanması, AH tanısı açısından önemlidir. 

Görüntüleme ayrıca FTD gibi fokal ve asimetrik atrofi yapan hastalıkları, vasküler kökenli demansları, normal basınçlı hidrosefali ya da subdural hematom gibi semptomatik demansları gösterebilmesi açısından da yararlıdır. Yapısal görüntüleme yanında tanıda bazen fonksiyonel görüntüleme yöntemlerine de başvurulabilir. Özellikle atrofinin henüz ortaya çıkmadığı erken evre ya da genç hastalarda metabolik PET, SPECT veya yapısal ve işlevsel görüntülemeyi kombine eden CT-SPECT, fokal hipometabolizma ya da hipoperfüzyonu, dolayısıyla da fonksiyonel bozukluğu göstermeleri açısından önemlidir.

Tanısı prensipte klinik olarak konan AH’de, özgün görüntüleme ve laboratuvar yöntemler kullanarak tanı koyma ya da tanı güvenilirliğini arttırma çabaları da sürmektedir. AH’nin patolojik işaretleyicilerinden birisi olan beta amiloid proteininin beyinde birikmesinin ölçülmesine yönelik görüntüleme yöntemleri dünyanın bazı ülkelerinde rutin uygulamaya girmiştir. Bu hastalıkta beyinde biriken diğer bir molekül olan tau proteinin görüntülenmesine ilişkin yöntemler de son aşamalarına gelmiştir. Diğer taraftan beyin-omurilik sıvısında (BOS) beta amiloid ve tau proteinlerinin miktar ve oranını saptamak klinik ve radyolojik olarak tanıda şüphe duyulan hastalarda %90 oranında doğru tanı sağlayabilir. 

Yorum ya da sorularınız için: bilgi@bilgipesinde.com